BADEMCİK VE GENİZ ETİ
Bademcik ve geniz eti nedir?
Bademcik (tonsil) ve geniz eti (adenoid), dil kökü bademciği ile birlikte boğazdaki lenfoid doku halkasının parçalarıdır. Bağışıklık sisteminin elemanları olan B-lenfositlerinin üretiminde rol oynarlar. Tonsiller ve adenoid dokusu gebeliğin ilk aylarında oluşmaya başlar. Geniz eti doğumdan sonra çeşitli uyarılarla hızla büyür. Özellikle 4-5 yaşlarında maksimum büyüklüğe ulaşır. Sonra aktivasyonu azalır ve küçülmeye başlar. Bademcikler yaşamın ilk yıllarında daha önemlidir. Hava akımında türbulans yaratarak akciğerlere giden havanın filtre edilmesini sağlar.
Boğaz enfeksiyonları ne gibi sorunlara yol açar?
Normal hastalık belirtileri ateş, boğaz ağrısı, yutma güçlüğü, baş ağrısı, halsizlik ve eklem ağrısıdır. Bademciklerin üzeri gri-beyaz enfekte materyalle kaplanabilir. Enfeksiyona farenjit de eklenebilir. Akut bademcik iltihabı çoğu zaman kolayca iyileşmesine rağmen komplikasyonlara da yol açabilir (bademcik yakınında apseleşme, boyun derin dokularına enfeksiyonun yayılması, kana bakterilerin karışması). Sık geçirilen boğaz enfeksiyonları sonrasında bademcik ve geniz eti dokularında büyüme görülebilir. Büyüklüğe bağlı olarak solunum yollarında oluşan tıkanıklık solunumu olumsuz yönde etkiler. Orta kulak havalanmasının bozulması orta kulak iltihabı ve işitme fonksiyonlarında kısmi bozulmaya yol açabilir. Ayrıca A grubu beta-hemolitik streptokoklara denen mikroplara karşı gelişen antikorlar diğer organlar (kalp, eklemler ve böbrekler) için de hastalık nedeni olabilmektedir.
sayfabaşı
Çok sık tekrarlayan enfeksiyonlarda ne yapmalı?
Bu durumda enfeksiyona zemin hazırlayan faktörler saptanmalıdır. Kış aylarında okul, yuva ve toplu çalışma yerleri enfeksiyonların sık geçirilmesine yol açabilir. Bağışıklık sisteminin zayıf olması da bir başka nedendir. Bu durumda bağışıklık sistemini güçlendirici ilaç tedavileri denenebilir. Bu çözümlerin yetersiz kaldığı durumlarda operasyon önerilir.
Kronik boğaz kızarıklığı (farenjit) nedir?
Bu sorunla karşılaşan kişilerin boğaz görünümü normalden daha kırmızıdır. Bunun nedeni, çoğu zaman boğaz mukozasının çevresel faktörlerle tahriş olmasıdır (sigara içilmesi veya içilen ortamda bulunulması, kimyasal madde buharlarının solunması, toz, alkol, ağız açık uyunması, alerjik reaksiyonlar). Bu durum boğaz mukozasının hafif düzeyde iltihabi reaksiyon göstermesine yol açar. Sinüzite bağlı geniz akıntısı da bu şikayete yol açmaktadır. Hastalarda boğazda kuruluk hissi, boğaz temizleme ihtiyacı, yabancı cisim hissi, bulantıya neden olabilen aşırı mukoza duyarlılığı, kuru öksürük şikayetleri görülebilir.
sayfabaşı
Nasıl önlenir?
Öncelikle tahrişe yol açan ortam iyileştirilir. Sigara içiliyorsa bırakılması önerilir. Alerji ve sinüzit varsa tedavi edilir. Ağız açık uyuma burun problemine bağlıysa tıkanıklık giderilir. Ancak kesin neden saptanırsa tedavide başarılı sonuç alınmaktadır.
Bademcik ve geniz eti hangi durumlarda alınmalı?
Bademciklerin bir çeşit operasyonla alınması ilk kez M.Ö. 3000 yıllarında uygulanmıştır. 1930'lu yıllarda ise çeşitli solunum yolu hastalıklarının tedavisi amacıyla bademciklerin alınması popüler bir yöntem haline gelmiştir. Ancak antibiyotiklerin geliştirilmesiyle operasyon daha sınırlı nedenlerle yapılır hale gelmiştir. Operasyon kararı dikkatli sorgulama ve muayene/tetkik sonucunda verilmektedir. Çünkü bazen hasta ve hasta yakınları şikayetleri abartarak anlatabilmektedir. Sık enfeksiyon nedeniyle okula gidememe ve işgücü kaybı problemi olan kişilerde, enfeksiyonun komplikasyona yol açması durumunda, bademcik ve geniz etinin solunuma engel olduğu gözlendiğinde, geniz eti büyümesine bağlı olarak kulak problemleri yaşandığında operasyon gereklidir.
sayfabaşı
Kesin ameliyat gerektiren durumlar nelerdir?
Bazı durumlar tartışmalı olsa da, aşağıdaki sorunlarda bademcikler ve geniz eti operasyonla alınmalıdır:
1- Sık tekrarlayan bademcik iltihabı
2- Yüksek ateşe bağlı konvülzyon (havale) yapan bademcik iltihabı,
3- Bademcik etrafında apse oluşumu
4- Difteri taşıyıcılığı
5- Solunumu ve yutmayı engelleyen büyüklükte bademcik ve geniz eti
6- Uyku apnesi
7- Bademciklerde tümör şüphesi
8- Büyük geniz etinin östaki tüpünü tıkaması veya orta kulağa bakteri geçişini arttırması nedeniyle orta kulakta sıvı birikimi veya tekrarlayan orta kulak iltihabına yol açması
9- Büyük geniz eti nedeniyle sinüzit gelişmesi
10- Çene yapısını bozan bademcik ve geniz eti büyümeleri
Bademcik ve geniz eti ameliyatı hangi yaşlarda yapılır?
Geniz eti ve bademcik ameliyatı çoğunlukla çocukluk çağında yapılan bir işlemdir. Gerekli nedenler mevcutsa ve kişinin operasyon geçirmesine engel teşkil eden bir sağlık sorunu yoksa her yaş grubunda operasyon yapılabilir. Ancak çok zorunlu olmadıkça 4-5 yaş altındaki çocuklarda operasyon tercih edilmemektedir.
sayfabaşı
Bademcik ve geniz eti operasyonu riskli midir?
Riski oldukça düşük operasyonlardır. İstatistiklerde 15.000 operasyondan birinde anestezi ya da cerrahiye bağlı ciddi komplikasyon bildirilmiştir. Operasyon sonrası kanama en sık görülen komplikasyondur. Ciddi kanama 5/1000 vakada görülmüştür. Bağışıklık sisteminin operasyondan sonra bozulacağı yönündeki düşünceler, yapılan birçok çalışma sonucunda geçerliliğini yitirmiştir. Lenfositlerin bazı tiplerinin sayısında azalma saptanmış ancak bu durum klinik olarak soruna yol açmamıştır. Bademciklerin alınmasından sonra daha sık farenjit olunduğu yolunda inanış vardır. Ancak bademcikleri alınmış kişilerde farenjit olma sıklığı normal insanlardaki kadardır.
BOĞAZDA YANMA VE MİDE SUYU KAÇAĞI (REFLÜ)
Reflü nedir?
Reflü, mide içeriğinin kusma olmaksızın, geriye doğru yemek borusundan gırtlak veya farenkse ulaşmasıdır.
Reflü nasıl oluşur?
Reflü oluşumunda birçok faktör rol oynamaktadır.
Bu faktörler arasında
*Özefagogastrik (yemek borusu ile midenin birleştiği yer) bileşke,
*Yemek borusunun asit temizleyebilirliği,
*Yemek borusunun mukoza direnci ,
*Üst yemek borusu sfinkteri (kapakçığı) sayılabilir.
Tüm bu yapılara ilaveten farenks (boğaz), gırtlak, akciğerler ve yemek borusu arasındaki fonksiyonel ilişki de hastalığın oluşum mekanizmasında rol oynamaktadır.
Yemek borusu ile midenin birleşim yerinde alt yemek borusu kapakçığı bulunur. Bu kapakçık, yemek borusu ile mide arasında yüksek basınçlı bir set oluşturur. Bu basınç bazı yiyecekler (yağ, çikolata, kola), ilaçlar (kalsiyum kanal blokörleri, diazem), hormonlar (glukagon, gastrin, vazoaktif intestinal peptid) ve sigara nedeniyle değişebilir. Yapılan çalışmalar reflüsü olan kişilerde alt yemek borusu kapakçığının basıncında azalma olduğunu göstermiştir.
Yemek borusunun asit temizleyebilirliği de reflü oluşumunda önemlidir. Bu sürenin azalması demek, yemek borusu mukozasının geriye kaçan asitle daha uzun süre teması demektir. Böylelikle yemek borusunun mukozası zarar görmüş olur. Yemek borusu mukozasında hasar olunca yemek borusu duvarındaki kan akımı artarak daha ileri hasar oluşumu önlenmeye çalışılır.
Üst yemek borusu kapakçığı da boğaz ile yemek borusu arasında yüksek basınçlı bir bariyer oluşturur. Bu kapakçık, yemek borusuna hava kaçışını ve geriye doğru olan kaçağın boğaza geçişini engeller. Yutkunma sırasında üst yemek borusu kapakçığı gevşer ve yemeklerin aşağıya geçişine izin verir. Özellikle uykuda bu kapakçığın basıncı azalır ve geriye kaçış için uygun bir zemin yaratılır.
sayfabaşı
Reflünün belirtileri nelerdir?
Hastaların büyük bir çoğunluğunda kronik veya aralıklı ses kısıklığı, seste yorulma ve kırılmalar, sıkça boğaz kazıma ihtiyacı, boğazda aşırı sekresyon birikimi, kronik öksürük, genize akıntı hissi, boğaz ağrısı, yutma güçlüğü, boğazda yabancı cisim hissi ve göğüs arkası yanma mevcuttur.
Teşhis nasıl konur? Yapılan testler nelerdir?
Teşhis kulak-burun-boğaz uzmanının gerçekleştirdiği tam bir kulak burun boğaz muayenesiyle konur. Bu muayenede klasik muayeneye ilaveten yapılan fleksible larengoskopi ve videostroboskopi ile reflüye sekonder olarak gelişen posterior larenjit ve ses tellerindeki ödem ve kızarıklık rahatlıkla gözlemlenebilir.
Bunun yanı sıra özefagoskopi (yemek borusunun endoskopik muayenesi), radyolojik tetkikler (radyonükleid sintigrafi, baryumlu özefagogram), 24 saatlik ayaktan yapılan farengoözefageal pH monitorizasyonu da tanının konulmasında oldukça değerli testlerdir.
Tedavisi kolay mıdır?
Tedavi aşamalı olarak yapılır. Öncelikle mide asidinin geriye kaçışını azaltmak için hastanın yaşam şeklini, alışkanlıklarını ve beslenme düzenini değiştirmek gerekir. Hafif şiddetli vakalarda sadece bu yaşam tarzının düzenlenmesi yeterli olabilir. Ancak orta ve ileri derecedeki hastalarda bunlara ilaveten asit azaltıcı ilaçların kullanımı gerekir. Medikal tedavinin başarısız olduğu çok ileri vakalarda, asit kaçağını önleyici cerrahi müdahaleler yapılmalıdır.
sayfabaşı
Önlenmesi için tavsiyeler nelerdir?
- Yatarken yatağınızın başını yükseltiniz.
- Yağ alınımını azaltınız, kızarmış yiyeceklerden sakınınız.
- Sigara kullanıyorsanız azaltın veya daha da iyisi tamamen vazgeçiniz.
- Özellikle kafeinden ve asitli içeceklerden uzak durunuz.
- Akşam yemeğinden hemen sonra yatmayınız. Yatmanız için en az 3 saatlik bir süre geçmesine dikkat ediniz.
- Özellikle bel bölgesi çok sıkı giysiler giymekten kaçınınız.
AFT VE UÇUKLAR
(TEKRARLAYAN AĞIZ VE DUDAK YARALARI)
Uçuk nedir?
Uçuklar ağız çevresinde -daha çok dudak kenarlarında- görülen ağrılı yaralardır. Uçuk, düzenli olmayan aralıklarla tekrarlayan bir hastalıktır. Tipik olarak her zaman aynı alanda ortaya çıkar. Ortalama 8-12 gün süren uçuk süreci şöyledir:
1- Karıncalanma dönemi: (1. ve 2. günler) Dudak çevresinde bir alanda karıncalanma, kaşıntı hissi ve hafif bir şişlik oluşur. Bazen bu bölgede kızarıklık da görülebilir.
2- Su toplama dönemi: (2. ve 3. günler) İçi sıvı dolu küçük kabarcıklar oluşur, bazen bu kabarcıkların birkaçı birleşerek daha büyük kabarcıkların ortaya çıkmasına neden olur.
3- Sulanma (ülser) dönemi: (4. gün) Kabarcıklar ortaya çıkmalarından hemen sonra patlar ve yerlerinde önce açık kırmızı ülserler olur. Kısa süre içinde bu ülserlerin yüzeyi gri-sarı bir renk alır. Bu, uçuğun en ağrılı ve en bulaşıcı olduğu dönemdir.
4- Kabuklanma dönemi: (5-8. günler) Ülser yüzeyi kurur ve kahverengimsi bir kabukla kaplanır. Bu dönemde genellikle kaşıntı ve yanma hissi olur. Bazen kabuklar çatlar ve kanamaya yol açar.
5- İyileşme dönemi: (9-12. günler) Kabuklar düşer ve yerine daha küçük ve kuru yeni kabuklar oluşur. Kabuklar gitgide küçülür ve uçuk genellikle iz bırakmaksızın iyileşir.
sayfabaşı
Uçuğun nedeni nedir?
Uçuğun nedeni "Herpes simpleks tip 1" virüsüdür. Ancak uçuğa yol açan virüs çoğu enfeksiyon hastalığında olduğu gibi uçuğun ortaya çıkmasından kısa bir süre önce alınmış değildir. "Herpes simpleks tip 1" virüsü ilk alındığında "birincil herpetik stomatit" adı verilen hastalığa yol açar. Bu hastalık genellikle 7 yaştan önce geçirilir ve hastaların % 99'unda herhangi bir yakınmaya yol açmaksızın ya da birkaç ağrılı ağız içi yara şeklinde hafif seyreder. Geri kalan % 1 hastada ağız içinde tıpkı uçukta olduğu gibi önce kabarcıklar, daha sonra son derece ağrılı gri ülserlerle giden ve ateş, halsizlik, yutkunma güçlüğüne yol açan ve 10-14 gün süren bir hastalık tablosu görülür. Bu hastalığın geçirilmesinden sonra hastaların 1/3'ünde "Herpes Simpleks tip 1" virüsü sinir lifleri boyunca ilerleyerek trigeminal sinir (yüzün duyusunu alan sinir) çekirdeği içinde uyku haline geçer. Uçuk bu virüsün tekrar aktive olarak ortaya çıkardığı bir enfeksiyondur. Uçuğun her zaman aynı alanda ortaya çıkmasının nedeni; yeniden aktive olduğunda bu çekirdekten çıkıp aynı sinir lifi boyunca yol alarak, bu sinir lifinin duyusunu aldığı bölgede hastalık oluşturmasıdır.
"Herpes simpleks tip 1" virüsünün yeniden aktive olmasını yani uçuğun ortaya çıkmasını kolaylaştıran etkenler nelerdir?
Uçuk çıkması için aşağıdaki faktörlerden herhangi birisinin varlığı şart değildir. Ancak olasılıkla kişinin bağışıklık sistemini olumsuz etkileyen bu durumlar uçuğun çıkmasını tetikler:
- Üzüntü ve stres,
- Fiziksel stres ve yorgunluk,
- Grip ve soğuk algınlığı gibi enfeksiyonlar,
- Ateşli hastalıklar,
- Dudak derisinin çatlaması ya da darbeye maruz kalması,
- Dudak derisinin aşırı güneş ışığı ya da ultraviole ışığa maruz kalması,
- Menstrüasyon (adet) dönemleri ve gebelik,
- Herhangi bir bağışıklık sistem bozukluğu.
sayfabaşı
Uçuktan korunmak için neler yapılabilir?
- Güneş ışığına fazla maruz kalmak uçuğun ortaya çıkmasını tetiklediğinden, dudak çevresinin güneş ışığından korunması önemlidir. Yaz günlerinde yüzü koruyan bir şapka kullanmak ve güneşlenirken dudak ve çevresi için koruma faktörü 15 ya da üzerinde bir güneş kremi kullanmak uygun olur.
- Dudakların çatlamasını engellemek amacıyla nemlendirici bir dudak kremi kullanılır.
Uçuk bulaşıcı mıdır?
Evet bulaşıcıdır. En bulaşıcı olduğu dönem sulanma dönemi olmasına karşın uçuğun başlangıcından sonuna dek uçuk bölgesinde "Herpes Simpleks tip 1" virüsü bulunmaktadır. Bulaşma öpüşme ya da dokunma şeklinde doğrudan temasla olabileceği gibi çatal-kaşık, bardak, ruj, diş fırçası hatta yüz havlusu aracılığıyla da olabilir.
Virüs başkalarına bulaşabileceği gibi insan Herpes virüsünü kendi organlarına da bulaştırabilir. Herpes Simpleks virüsünün bulaşma olasılığı olan dokular; parmaklar, başta cinsel organlar, göz ve yanak-ağız mukozası olmak üzere tüm mukozalardır. Göze bulaştığında körlüğe dek gidebilen herpetik keratite yol açabilir.
Uçuğun bulaşmasını engellemek için neler yapılmalıdır?
- Uçuğa dokunmayın ve uçuk kabarcıklarını patlatmayın,
- Uçuğun üzerine ilaç sürdükten sonra ellerinizi yıkayın,
- Uçuğunuz olduğu sürece gözlerinize, cinsel organlarınıza ve başkalarına dokunmaktan kaçının,
- Gözlerinize, cinsel organlarınıza ya da başkalarına dokunmanız gerektiğine ellerinizi yıkayın.
sayfabaşı
Uçuğun tedavisi var mıdır?
Herpes Simpleks virüsü bir kez uyku haline geçtikten sonra bir daha vücuttan temizlenemez ve yeniden aktive olması engellenemez. Bu anlamda uçuğun kesin bir tedavisi yoktur. Uçuk tedavisinde bugün için kullanılan ilaçlar antiviral etkili % 5 Asiklovir içeren pomadlardır. Karıncalanma aşamasında uçuk sahasına sürülmeye başlanırsa, 8-12 günlük uçuk süresini kısaltmakta ve uçuğun daha hafif geçmesini sağlamaktadır. Yine karıncalanma aşamasında saatte 10 dakika kadar uçuk sahasına buz uygulamak, bazen uçuğun çıkmasına engel olabilir.
Sık tekrarlayan uçuk olgularında ağızdan Asiklovir ile koruyucu tedavi yapılabilir. Ağrılı dönemlerde uçuğun üzerine lokal anestezik içeren pomadlar uygulanabilir.
Aft (aftöz ülser) nedir?
Dilde, yumuşak damakta, dudak içleri ve yanak mukozasında görülen, 2-3 mm çapında, tabanı sarımsı, keskin kenarları kırmızı renkte, krater şeklinde, 5-10 gün süren ve düzenli olmayan aralıklarla tekrarlayan ağrılı ülserlerdir.
sayfabaşı
Aftın nedeni nedir?
Aft, ırklar arasında farklı dağılan bir hastalıktır. Akdeniz çevresinde yaşayan ırklarda, bu arada Türkler'de ve sarı ırkta daha sık görülür. Bugün için aftın nedeni tam olarak saptanamamıştır. Daha çok vücudun kendi dokusuna karşı antikor oluşumuyla giden bir oto-immün hastalık olduğu düşünülmektedir.
Aft oluşumunu kolaylaştıran faktörler nelerdir?
Ağız içi mukozasının direncini düşüren faktörler aft oluşumunu kolaylaştırır:
- Üzüntü ve stres,
- Fiziksel stres ve yorgunluk,
- Ağız içi mukozanın travmaya maruz kalması,
- Lokal iritasyon,
- Domates, bazı meyveler ve çerezler gibi asitli yiyecekler.
Aft bulaşıcı mıdır?
Hayır değildir. Aftın nedeni herhangi bir virüs ya da bakteri olmadığından, kesinlikle bulaşmaz.
sayfabaşı
Aft önemli olabilir mi?
Evet. Eğer ağız içi mukoza dışında cinsel organların çevresinde de aftlar ortaya çıkıyorsa Behçet hastalığı akla gelmelidir. Behçet hastalığı ağız içinde ve cinsel bölgede aftlar, tekrarlayan göz iltihapları ile karakterize bir hastalıktır. Bu hastalıkta aftlara o bölgedeki damarların inflamasyonu (vaskülit) neden olmaktadır. Behçet hastalığı eklemler, beyin, akciğer, sindirim sistemini de tutabilen, saldırgan tedavi gerektiren ciddi bir hastalıktır.
Ayrıca majör aft denilen, çapı birkaç santimetreye ulaşan, aylarca süren ve o bölgenin yapısını bozarak iyileşen aftöz lezyonlarda biopsi ile kanserden ayrımı yapılmalı ve tedavi ile yakından izlenmelidir.
Aftın tedavisi var mıdır?
Uçukta olduğu gibi aftta da tekrarları engelleyecek bir tedavi yoktur. Aftların üzerine oral mukoza için hazırlanmış triamsinolon (bir kortizon çeşidi) uygulanır. Rhei ekstesi ile salisilik asit karışımı kullanılabilir. Yemeklerden ve uzun süre konuşma gereken zamanlardan önce % 5 lidokain içeren lokal anestezikli jellerle ağrı kesilmelidir.
Ağzımda yara çıktığında ne yapmalıyım?
Ağız içinde çıkan ve 2 haftada iyileşmeyen tüm yaralar için mutlaka doktora başvurunuz!!
sayfabaşı